english
Üniversiteye Göre Filtrele
Üniversite: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi
Tez Konusu: 1970-1990 yılları arasında Türkiye`de kavramsal sanatı oluşturan ortam, koşullar, tartışmalar ve bir kavramsal sanatçı olarak Füsun Onur`un bu süreç içindeki yeri ve önemi
Dalı: Sanat Tarihi Anabilim Dalı
Danışman: Aykut Gürçağlar
Hazırlayan: Elif Dastarlı
Yer / Tarih: İstanbul/2006

ÖNSÖZ

“Resim öldü!” şiarı kulağıma çalındığında henüz stanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nde lisans öğrencisiydim. Klasik sanatı öğrenmeye çalışan bir öğrenci olarak aklım karışmıştı; resim nasıl ölebilirdi? Bu sözü söyleyenlerin resmin karşısına koydukları şey ise “kavram” üzerine kurulu bir sanattı. Konu hakkında çeşitli okumalar yapmaya giriştikten sonra gördüm ki, Kavramsal Sanat, bu tartışmada “yeni” diye öne sürülen sanat biçemlerinin temelini teşkil ediyordu. Duchamp’a kadar uzanan çizgisi, konuyu oradan başlatarak araştırmama yol açtı. Ancak derinine indikçe ne çok kavram karmaşası yaşandığını fark ettim ve öncelikle bunun nedenlerinin araştırılması gerektiğini düşündüm. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne Yüksek Lisans öğrencisi olarak kabulümden sonra, hazırladığım ödevlerle, bu süre zarfında dergilere yazdığım makaleler ile hep aynı konunun çevresinde döndüm. Dünya sanatı açısından teorik bir birikim sağlamaya çalışırken bir yandan da ülkemizdeki örnekleri incelemeye çalıştım. Ancak alandaki boşluğu o zaman fark ettim. Bu yönde çalışan Türk sanatçılar hakkında toplu bir çalışmaya rastlamadığım gibi, dergi ve gazetelerdeki makaleler, haberler ve benzeri araştırma oldukça kısıtlıydı. Özellikle 1970’li yıllardaki çalışmalarıyla alanın öncülerinden Altan Gürman ve Füsun Onur hakkında çok az kaynak olduğunu, var olan kaynaklarda ise üstünkörü olarak nitelenebilecek bir perspektifle oluşturulmuş anlayışın hakim olduğunu gördüm. Bütün bu zincirleme sorular ve cevap arayışları beni bu çalışmayı gerçekleştirmeye itti. ki yıl süren bu araştırmamada bana büyük yardımları dokunan kişilere teşekkür etmek isterim. Öncelikle tez danışmanım Doç. Dr. Aykut Gürçağlar’a, sonsuz desteği, samimi tavrı ve hep olumlu yorumları için teşekkür ederim. Bana evinin ve sanat yaşamının kapısını açtığı için Füsun Onur’a; lisans öğrenimim boyunca önümde yeni ufuklar yaratan hocam Doç. Dr. Uşun Tükel’e; değerli fikirleri IV için hocam Prof. Dr. Semra Germaner’e; gerek sözleri gerekse yazmış olduğu yazıları ile hep desteğini aldığım Beral Madra’ya, çalışmamın her aşamasındaki farklı ve nesnel fikirleri ile tezimin redaksiyonu için Özer Or’a, fikirleri ve tüm yardımları için dostum Nilgün Yüksel’e, yardımları için Nancy Atakan’a ve elbette sonsuz desteği için aileme, arkadaşlarıma, iki yıl boyunca araştırmalarımı rahatlıkla yapmama olanak tanıyan Rh+sanat Dergisi sahibi Tevfik htiyar ile tüm yardımları ve anlayışları için çalışma arkadaşlarıma teşekkür ederim. V ÖZET Kavramsal Sanat, oldukça tartışma yaratmış, resmi ve heykeli yadsıyan bir kuramsal çözümleme ve sanatsal uygulamadır. Batı’daki etkinliği; ülkemizdeki durumun açıklanması açısından, Modernizm’in ve Post-Modernizm’in etkisinde olarak iki temel başlıkta incelenmektedir. Burada Modernizm, 18. yüzyıl Aydınlanma düşünür ve sanatçıları ile başlatılmış ve 20. yüzyılın ikinci yarısının başlangıcıyla bitmiş dönemsel bir ideolojik projeyken Post-Modernizm, 1960’ların sonlarıyla başlatılabilen, Modernizm’le hesaplaşmayı, dolayısıyla Modernizm karşıtlığını veya Modernizm öncesini içinde barındıran, özellikle disiplinler arasılık vurgusuyla sanatı etkilemiş bir dönemsel düşünüştür. Türkiye’de Kavramsal Sanat’ın ilk uygulanışı Altan Gürman ve Füsun Onur ile 1970’li yılların başına tarihlenir. Dönemin siyasal, ekonomik istikrarsızlığı sanat ortamını doğrudan belirlemiş, Batılı anlamda yerleşmiş bir sanatın olmayışı, Kavramsal Sanat ile “yeni”, “farklı” olanın tartışılmasını beraberinde getirmiştir. Ancak ülkemizde Kavramsal Sanat’ın özellikle Modernizm veya Post-Modernizm etkisinde olduğu da söylenemez. Sanatçıların bu ideolojik düşünüş biçimlerine bilinçli yönelimleri olmamışken, dünya sanatının gidişatından etkilendiklerinden de söz edilebilir. Füsun Onur, Kavramsal Sanat’ın Türkiye’deki ilk isimlerindendir. Heykel Bölümü mezunu olan Onur, heykel ve resme yönelmemiş, formel sanatı aşan çalışmalar yapmıştır. 1970’lerde heykelsi biçimler çalışmayla sanat yaşamına başlayan sanatçı 1980’lerde uzam-zamanı ön plana çıkaran, hazır nesnelerle yerleştirmeye dönük, 1990’larla beraberse uçucu, geçici malzemeleri esas alan işler yapmıştır. Ürettikleriyle sanatın “ne”liğini kavramsal temelli sorgulayan Onur, malzemesi, dili, fikirleri ile birçok “ilk”i gerçekleştirmiştir. VI Ülkemizde Kavramsal Sanat’ın Füsun Onur ve beraberindeki sanatçılarla uygulanmaya başlaması, tepkilere neden olmuştur. Batı’da Rasyonalizm ile sistematik bir disiplin olarak ortaya çıkmış, Aydınlanma Çağı’nın ürünü olan “eleştiri”, sanat eserinin metalaşması temelinde gelişmiş bir oluşumdur. Ancak buna muhalif tavrıyla Kavramsal Sanat’ın eleştiriyi ele alışı, sanatçıların ürettikleri ile eleştirmenin rolünü benimsemeleri ve eleştirinin biçim değiştirmesi şeklinde olmuştur. Eleştiri eksikliği, kavram karmaşasına yol açmış, Kavramsal Sanat yanlış bir yargıyla “post-modernist sanat biçimi” olarak nitelenmiştir. Yeni Eğilimler, Öncü Türk Sanatından Bir Kesit, Günümüz Sanatçıları gibi Füsun Onur’un katıldığı, Kavramsal Sanat ağırlıklı çalışmaların yapıldığı toplu sergilerle “yeni”, “öncü” gibi olgular tartışılmaya başlanmıştır. Ancak sosyal, politik, ekonomik temelli perspektifle üretme, sanatın tanımını eleştirel olarak yeniden yapma iddiasındaki sanatçılar ve etkinlikler önyargılı tepkilerle karşılanmış, üretimlerin “Batı taklidi” olduğu gibi ithamlarda bulunulmuş veya çalışmalar görmezden gelinmiştir. Anlaşılamamaktan doğan sıkıntı, ancak eleştiri kurumu ile kapatılmalıyken, ülkemizde bu eksik kalmış, Füsun Onur ve birlikte çalıştığı sanatçılar durumla mücadele etmeye çalışmış, zaman zaman kendilerini aracısız ortaya koymayı seçmişlerdir. Eleştiri ancak bu noktada eski değerini kaybetmiştir. Füsun Onur, her iki durumda da yazdıkları ve sanatsal üretimiyle tepkisini ödün vermeden ortaya koymuş bir sanatçıdır. Yazılarında eleştirmenin ve eleştirinin önemini hep belirten Onur, bazen kendi eleştirmeni olmuş, çalışmaları hakkında makaleler yazmıştır.

Anahtar Kelimeler: Kavramsal Sanat, eleştiri, Füsun Onur, Modernizm, Post- Modernizm. VII SUMMARY The first application of Conceptual Art in Turkey dates back to early 1970’s with Altan Gürman and Füsun Onur. The political, economical instability of the period determined directly art medium, the lack of an art settled in Western meaning brought the discussion of “new” and “different” together with Conceptual Art. However in our country it cannot be said that Conceptual Art is especially under the influence of Modernism or Post-Modernism either. While artists don’t have a conscious tendency towards these ideological thinking ways, it can be mentioned that they are influenced too by the conduct of world art. Füsun Onur is among the first names of Conceptual Art in Turkey. Sculpture Department of stanbul Fine Arts Academy of State graduate Onur was not directed towards sculpture or painting, she created artworks which go beyond formal art. The artist who started to her art life with sculptural forms at 1970’s, who put in foreground space-time being directed rather towards installation with ready objects at 1980’s, created artworks which consider essentially volatile and temporary materials with 1990’s. Onur who questions the what art is on conceptual basis with her productions realized many “first ones” with her material, language and ideas. The application of Conceptual Art in our country with Füsun Onur and the accompanying artists caused reactive criticisms. “Criticism” which arisen as a systematic discipline with Rationalism in West, which is the product of Renaissance Age is a formation which developed on the basis of being merchandised of artwork. However the taking criticism at hand of Conceptual Art with its opposing aspect was in the form of adopting of the artists the role of criticism with their productions, and of transformation of criticism. Whereas in our country the lack of criticism caused confusion of concepts, Conceptual Art was qualified with a wrong judgement as VIII “post-modernist art form”. While criticism is a formation which could not be institutionalized yet, with collective exhibitions like New Tendencies, A Section from Avant-garde Turkish Art, Artists of Today where Füsun Onur too participates, where artworks heavily of Conceptual Art are created, events such as “new”, “avant- garde” are started to be discussed. However artists and activities claiming to produce with socially, politically, economically based perspective, to define art anew as criticizing were faced by prejudiced reactions, there were accusations like that productions were “Western imitation” or artworks were ignored, criticism event was excluded. While the embracement arising from not being understood should be compensated only by criticizing institution, this lacked in our country, Füsun Onur and the artists whom she works with tried to fight with this situation, selected to express themselves without intermediary from time to time. Criticizing lost its old value only at this contex. Füsun Onur is an artist who expressed her reaction without giving compromise with her writings and artistic production at both situations too. Onur who indicates the importance of criticizing and criticism at her writings, has been sometimes her own critic, has written articles about her artworks. Keywords: Conceptual Art, criticism, Füsun Onur, Modernism, Post-Modernism 

/ext/belgeler_v_e.swf">