english
Üniversiteye Göre Filtrele
Üniversite:
Tez Konusu: 1960'dan Günümüze Çağdaş Sanatta Heykelin Konumu
Dalı: Heykel Anasanat Dalı
Danışman: Nurettin Bektaş
Hazırlayan: Yasemin Özkaya
Yer / Tarih: İstanbul/2007

Bu tez, çağdaş sanat içinde heykelin geçirdiği evreleri, bu süreçteki bazı kırılma noktalarının ışığında anlatmaktadır. Heykel, modernizmle Rodin’in açtığı çığırla beraber özerkleşir; anıt mantığından ve kaidesinden kurtulmuş olur. Duchamp’ın seçtiği, sıradan ve seri üretim nesnesi, ready-made , heykel kavramına yeni bir yaklaşım getirir. Hazır nesne, estetik ve el işçiliğine dayalı sanatın eleştirisidir. Duchamp’ın bu Dadaist ve minimal tavrı, yarım yüzyıl sonra gerçekleşecek olan Yeni Gerçekçilik, Minimal Sanat, Pop Sanat ve Kavramsal Sanat’a esin verecektir. Nesnenin serüveni ‘ready-made’ den sonra ‘object trouve’(bulunmuş nesne), montaj, asamblaj, sürrealist obje ve kinetik heykel ile yoluna devam etmiştir. Ardından Joseph Beuys, savaş sırası ve sonrasında edindiği yoğun varoluşsal deneyimlerle, heykele Sosyal Heykel kavramını getirmiştir. Duchamp’ın sanat anlayışında her nesne sanat eseri olabilirken, Beuys’un sanat anlayışında her insan heykeldir ve sanatçıdır. Gilbert ve George, ‘Şarkı Söyleyen Heykel’ performansları ile sanat ile hayat arasında hiçbir sınır olmadığını, gündelik etkinliklerin her birinin, dolayısıyla tüm hayatların heykel sayılabileceğini göstererek, heykelin kabul gören yerleşik tanımını genişletmişlerdir. Bu devrimsel gelişmelerin ışığında sanat, tavır alan, eleştiren, gündelik gerçeklikle ve sokakla bütünleşen çağdaş sanata evrilmiş oldu. Bu çerçevede heykel artık yeni malzemeler, yeni araçlar ve mekânlar kullanmaya başladı. Heykel artık salt hacim, yüzey, ışık-gölge, renk gibi öğelerle tanımlanan ve mekânla bağlantı kuran kütle değildir. Heykel, nesne, ses, film, insan bedeni…vb. öğeleri de üretim sürecine katarak mekân ile bağlantısını arttırdı. Postmodern dönemde heykel, bir galeride, sokakta, çölde, gökte, bedende ve hatta sadece zihnimizde bile yer alabilirdi. Sanatın seyri, nesnenin serüveninden giderek sürece, kavrama, yaklaşım ve duruma yöneldi. Postmodern dönemden sonra çağdaş sanatı etkileyen artyapısalcılık ve yapısöküm kavramlarından sonra görülen küreselleşmeyle, sınırlar arası geçişlilik meydana geldi; sanatta çok kültürlülük ve çoğulculuk söz konusu oldu. Yirminci yüzyıl sonlanırken, çağdaş sanatta sınırlar oldukça muğlâktır. Günümüzde devrimsel kırılmalar, akımlar değil bireysel çıkışlar görülmektedir. Postavangard dönemde yapıtlar kendi kendine yetiyor olmalıdır. İçinde yaşadığı çağa, sanatı aracılığıyla yorum getirmeye çalışan çağdaş sanatçıların, tek bir üslupta sıkışıp kalmamaları bir kayıp olarak değil, tam tersine yeni fırsatlar yakalama olasılığı olarak değerlendirilmelidir. Artık sanatsal ifade biçimlerinin birbirlerine üstünlükleri değil, geçişlilikleri söz konusudur. 

 

/ext/belgeler_v_e.swf">