english
Son Yorumlar
Öne Çıkan Yayınlar
Tarihin Derin Kazısı Olarak Sanat ve Duyarlılığın Kesişen Ufku
Yazar: Erkut Sezgin
Çeviri:
Yayın: Cem Yayınevi
Estetik - Modernizmin Tasfiyesi
Yazar: Ali Artun
Çeviri:
Yayın: İletişim Yayınevi
Yazar: Mehmet Yılmaz
Çeviri:
Yayın: Ütopya Yayınevi
İçten, Gerçek, Katıksız Bir Sanat Tutkunu: Tuğrul Velidedeoğlu
Resim
21.01.2013
Röportaj: Tuğrul Velidedeoğlu     Yazan: Ankara Life

 

Hem iş dünyası hem de sanat dünyasındaki başarıları ile tanınan Tuğrul Velidedeoğlu;  renkli, neşeli, keyifli kişiliği, özverili ve sevgi dolu çocuk yüreği ile çok sevilen, sayılan, aranılan bir isim; ağabey, kardeş, dost, sanatsever, sanatçı ve hepsinin ötesinde mükemmel bir eş ve baba… BRHD “Sanata Katkı Ödülü” bu yıl Yönetim Kurulunca Tuğrul Velidedeoğlu’na verildi...

50 yıl aradan sonra Ressam Mehmet Ali Doğan’ın atölyesinde bir dolap ile başlayan atölye serüvenine,  aynı mekanda bir odada devam ettikten sonra,  kızı  Y. Mimar Aslı Velidedeoğlu Kaban’ın tasarımıyla yapılan ve nisan ayında tüm dostlarının katılımıyla açılan özel atölyesinde sanat yaşamını sürdürüyor… Bugün köşemizde Sanatçı Tuğrul Velidedeoğlu ile sohbet ediyoruz. “O” nu tanımak ayrıcalıktır, bu ayrıcalığı yaşamaya ne dersiniz? 

Yıldız Teknik Üniversitesi mezunu bir İnşaat Mühendisi ve kendi alanınızda başarılı bir iş adamı olarak tanınıyorsunuz.  Fakat,  sanat dünyası sizi bu kişiliğinizin ötesinde resim sevdanız ve çarpıcı figüratif resimlerinizle tanıyor… 50 yıllık bir resim geçmişiniz olduğunu biliyoruz. Nasıl başladı bu aşk? 

Memleketim Çorum’da ortaokul sonrası resim dersini seçmiştim.  İşte “şans” o zaman başladı veya “AŞŞŞK”... Şanslıydım, şanslıydık:  öğretmenimiz Hasan Sağlam’dı. Bizlere bizi tanıttı, bizlere resim sevgisini aşıladı. Bizlere sadece resim ile ilgili değil genel olarak kişilik kazandırdı.  Kalem bulunmaz Ankara’dan kalem getirirdi, toz boyadan üstübeçten, bezirden boya üretir, tuğla ocaklarından çamur getirirdi. Alçıya bulaşıp rölyef, çamurdan heykel, suluboya yağlı boya çalıştık. Sergi açtı. Bizim için ne kadar önemli.  Beyaz bir kartonun tüylü yerine yaptığım suluboya natürmort 15 liraya satıldı. “Kadınlar Hamamı”  resmime 60 liraya alıcı çıkmış hocam vermemiş. Bu dönemde Gürkan Çoşkun (Komet) benden bir yıl önceydi. O   da öğretmenimizin bir eseridir. 

 

Daha sonra araya 50 yıllık bir zaman dilimi girmiş.  Bu dönemdeki eğitim, bürokrasi ve   iş yaşamınızdaki evrelerden de söz eder misiniz? Bu dönemde sanat, yaşamınızda nasıl yer aldı?

“Güzel Sanatlar Akademisi” nde okuyacak mali olanaklara sahip değildik; sonrasında olacaklar için de yeterli cesaretim yoktu.  Karayollarından burs alarak Yıldız Teknik Üniversitesi’nden 1966 yılında İnşaat Mühendisi olarak mezun oldum. Sonra iş yaşamım Kastamonu’da başladı. Sevgili Güler ile evlendik bir oğlumuz bir kızımız oldu,  mutlu günlerimiz başladı… Her zaman iyi bir mühendis olarak anıldım.  Her zaman çok çalıştım. Kastamonu’dan sonra özelde Diyarbakır, Siirt, Urfa illerinde çalıştım. Tekrar Karayolları Genel Müdürlüğü’nde Müdürlük ve Başkanlık görevlerinden sonra 1984 yılında dostum ortağım sevgili Tuncer Ertan’la iş hayatına başladık. Başarılıydık, şanslıydık.  Sanat mı? Üniversitede biraz karikatür, biraz afiş, sonra hiçbir şey…  Çok uzun bir ara…

 

Resim çalışmalarınızda geniş bir yelpaze gözlemliyoruz… Peyzaj, portre, nü, natürmort, yağlı boya ve sulu boya çalışmalarınız söz konusu… Ancak özellikle figür yoğunluklu nü resimleriniz kendinden çok söz ettiriyor. Sizin için de figüratif çalışmalarınızın ayrı bir anlamı var mı?

Doğada hiçbir şey düz çizgi, köşe, düşey, yatay değil.  İnsan da öyle… Geçmişte hep: “Ah gördüğüm gibi yapabilsem.” derdim. Şimdi de öyle!  Hepimiz aynı şeyi görüyor muyuz?  Benim için en önemli olan duygudur. İster yalnız portre ister bir kompozisyondaki yüz o kişinin duygularını yansıtsın! 

 

Figüratif çalışmalarınız gerçekten oldukça iddialı.  Desen, form, renk… Çok çarpıcı! Her zaman canlı model ile mi çalışıyorsunuz?  Farklı çalışma yöntemleriniz de var mı? Örneğin imgeleme yaparak çalıştığınız figürler oldu mu?

İmgeleme ile figür derken nü çalışmayı kastediyorsanız: Hayır!  İnsan belirli şeyleri hayal edebilir, renk ışık gölge ve desen olarak her obje her noktası ile farklıdır. Canlı modelden çalışıyorum ve bundan memnunum… 

 

Ressam Mehmet Ali Doğan, sizin akademik kuralları aşmış, kendi sanatsal ifadeniz içinde, kendi hayallerinizle oyun oynadığınızı ifade ediyor… Kuralını kendi bozan oyuncu diye söz ediyor sizden… Resim yaparkenki ruh halinizi tanımlar mısınız? 

Ben resmi içimden geldiği gibi yapıyorum.  Kurallara, kanunlara, öğretilere yönlendirmelere uymak istemiyorum. Bu çalakalem, çalafırça çalıştığım anlamına gelmemeli; düşünmek hayal etmek, kurgulamak sonra gerçekleştirmek. Tabii çok heyecan bazen sıkılan dişler ve mutluluk… 70 yaşında 7 saat ayakta resim yapmak başka nasıl açıklanabilir ki?

 

Yoğun bir iş yaşamınız söz konusu… Bundan da bahseder misiniz? Günlük yaşamınızda ofis ve atölye arasında nasıl bir denge kurdunuz?

Bugün böyle bir yaşamım varsa; böyle resim yapabiliyorsam bunu işime borçluyum. İşimi ve aşkımı birlikte götürmeye çalışıyorum. Bunu yapabilmek için çoğunlukla geceleri ve hafta sonları çalışıyorum.  Şirket yönetiminde iki baba iki oğuluz;  gelecekte yarım gün çalışıp yarım gün resim yapmayı hayal ediyorum… 

 

Başarılı erkeklerin arkasındaki başarılı kadınların varlığı hepimizin malumudur. Ancak Eşiniz Güler Velidedeoğlu için bu tanımlamanın da yetersiz kaldığını düşünüyorum… Zaten “sevgi” kavramının sizin yaşamınızın temel taşı ve odağı olduğunu görmek çok kolay.  Bu noktada neler söylemek istersiniz?

Güler benim her şeyim ben onun ilk çocuğuyum. Şu ana kadar 44 yıllık yaşantımızda hep beraber olduk. Zorlukları, güzellikleri, mutlulukları paylaştık. Resme tekrar başlamamda kızımla beraber teşvikleri oldu. Bu kadar yoğun çalışacağımı tahmin etmiyorlardı; bu yoğunluk işlerle de birleşince doğrusu Güler’e çok şey düşüyor. Zaman zaman haklı olarak yalnız kalmaktan şikayet ediyor.  Genel olarak zorlukları paylaşırken benimle gurur duyduklarını da hissediyorum.

Söyleşilerimde hep genetik yetenekler baskın çıkıyor. “Sanatçı olunur mu, doğulur mu?”  konusunda siz ne düşünürsünüz? 

Ben aslında sanat sevgidir,  diyorum.  Eğer müzik dinlemeyi seviyorsanız, bu daha güzel diyebiliyorsanız. Bunu daha çok sevdim diyorsanız sizin müzik yeteneğiniz var demektir.  Resim de öyle. Denilen  %15 yetenek %85 çalışmak değil mi?  Yetenek olmadan asla olmaz, çalışma olmadan da   asla olmaz. Bu deyişte yeteneğin azı çoğu değerlendirilmiyor.  Çalışmak,  hep çalışmak, çok çalışmak   şart.  Çalışma sonunda çok yetenekli sanatçı daha iyi eserler üretebilir diye düşünüyorum.

 

“Kültür Sanat Gezi Grubu” ile birlikte dünyayı dolaştığınız Prof. Hasan Pekmezci de sizin için “Tuğrul Velidedeoğlu; içten, gerçek ve katıksız bir sanat tutkunudur… Müzeler, sanat merkezleri arasında nefessiz, şikayetsiz koşturur… İçtenlikle baktığı eserlerin içine giriyormuş, boya dokularının arasında geziniyormuşçasına odaklanır…” diyor.  Bu içtenliğinizin portrelerinizdeki ve nü’ lerinizdeki başarılarınıza yansıdığını söylüyor… İşinizi de sanatınızı da ne kadar ciddiye aldığınızdan bahsediyor. Kısaca bir tutku, bir aşk yaşıyorsunuz... Bu açıdan nasıl değerlendirirsiniz sanatınızı? 

Sanat tarihinde zayıf olduğum bir gerçek, sevgili Pekmezci gurubuyla gezdiğimiz müzelerde bunu telafi etmeye çalışıyorum. Gönül ister ki bazı eserlerin karşısında yarım gün veya en az yarım saat kalmalı, aynı müzelere defalarca gitmeli. Biliyorsunuz 50 yıl aradan sonra 65 yaşımda yeniden doğdum. Sanatı tüm sevenleri, hobi olarak sanat yapanları en azından sanata ve sanatçıya saygı duyanları yürekten takdir ediyorum. Ben hobi olarak resim yapmıyorum. Yaptıklarım benim resimlerim, benim duygularım. Resimlerimin beğenilmesi her sanatçı gibi bana da gurur veriyor.  Beğenilerinden dolayı burada Pekmezci hocama teşekkür ederim. 

 

Tarzını, tekniğini beğendiğiniz veya etkilendiğiniz sanatçılar var mıdır?

Etkilendim mi bilmiyorum; ama büyük sanatçılardan:  portreleri ile Rafael, ışığıyla Rembrant,  değişimi, gelişimi ve üretkenliği ile Courbet, özgür sanatı ile Van Gogh en sevdiğim sanatçılar diyebilirim.

 

Ailenizde resimle ya da sanatın diğer dallarıyla ilgili bireyler var mı?

Kızım Y. Mimar Aslı Kaban’ı kıvançla söyleyebilirim. Bilindiği gibi mimarlık,  tarihi en eski olan sanat dallarından biri ve belki de en zorlarından… Fonksiyonları tam, ekonomik ve estetik bir arada olmak zorunda.  Aslı’nın bunu en iyi şekilde başardığını düşünüyorum: Kıbrıs Nuhun Gemisi Otel, atölyem gibi…

 

Evet, burada bahsetmeden geçemeyeceğim... Açılış kokteyli, tüm dostlarınızla paylaşmak üzere üç gün süren ve bir tasarım harikası olan yeni atölyenizi görme şansımız oldu… Çalışma alanınızdaki fonksiyonel ayrıntılar, özel resim koleksiyonunuz için tasarlanan raylı arşiv ve sunum sistemi, model için düşünülmüş özel alanlar, dinlenme ve konuk bölümleriniz. Diğer tüm bölümler ayrı ayrı ve bir bütün olarak,  Ankara’da bir ilk bence... Bir ressam için, hatta sanat yaşamınız için tüm ayrıntılar düşünülmüş.

Mimarımın kızım olmasının ayrıcalığını yaşadım.  Fonksiyonellik, estetik ve ekonomik olmasının yanı sıra bana özel ayrıntıları da içeriyor.

 

BRHD’ nin 42. yıl sergisinde her yıl yönetim kurulunca verilen “Sanata Katkı” ödülü size verildi ve sanıyorum sanat camiası sizden daha çok sevindi… Duygularınızı paylaşır mısınız? 

Evet, çok mutlu oldum. Derneğin  üyesi bir sanatçı ve sanatsever olarak. Ben de iki eserimle katılmıştım sergiye. Resimlerim sanatçı dostlarca beğenildi. Açılıştan sonraki günlerde dostlarımla sergiyi gezerken bir erkek ziyaretçinin uzun süre resimlerimi incelediğini gördük.  Resimlerin nü oluşu esprilerimize sebep oldu. Yanına yaklaştığımızda resimleri çok beğendiğini dile getirdi arkadaşlar!  Benim resimlerim olduğunu belirtince: “Bu kadar güzel resim yaptığınız için size teşekkür ederim…”  sözleri bu sergiden geriye kalan en güzel anılarımdan biri oldu.  BRHD sergisi ne kadar güzeldi; bir sergi açarsınız belirli  sayıda sanatçı, belirli sayıda sanatsever çok az da halktan ziyaretçiler işlerinizi görür bu sergide; çok sayıda sanatçı, sanatsever ve pek çok sayıda diğer ziyaretçi işlerimizi gördüler. Katılımcılar için ne büyük mutluluk. Bu güzellik için Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltıraşlar Derneği Başkanı Sn. Önder Aydın’a ve yönetim kurulu üyelerine teşekkür ediyorum.

 

Hazırlandığınız  sergi, etkinlik veya projeleriniz var mı?

Bu yıl Kıbrıs’ta sanatçı dostum Elvan Sungur ve Hocam Ressam Mehmet Ali Doğan’ la “Su-Suret-Siluet” isimli sergimiz olacak. 1 Şubat 2013 tarihinde Soyut Sanat Galerisi’ nde de ses getirecek bir sergi! Sonra yine çalışmak…  Dört yıl kadar önce Nur Gökbulut hocamız “Resmin en güzel yanı, başladığı anla bittiği an arasında yaşanan duygulardır.”  demişti.  Ben daha yirmi yıl bu duyguları yaşamak istiyorum… 

 

Bu içten söyleşi için çok teşekkür ediyoruz.

Ben de size teşekkür ederim..

Henüz yorum yapılmamış.
Benzer Röportajlar
Zeyno Pekünlü ve Sevil Tunaboylu, Sanatorium'da açtıkları sergilerde farklı yollarla da olsa aslında erkek dünyasını ele alıyor. Sevil Tunaboylu ‘Ufukta Kaybolana Kadar İz
0
0
Ressam Ahmet Güneştekin, Anadolu ve Mezopotamya’nın bin yıllara dayanan kültürel mirasından hareketle toplumun tüm kesimlerini kendi gerçekleriyle Yüzleşme’ye &cce
0
0
Soyut resmin dev ismi Adnan Çoker, yeni sergisiyle Kare'de. Türkiye'nin ilk soyut sergisini 1953'te Ankara'da açan Çoker, "Ecevit siyasete girince Ankara'nı
0
0
İnsanlar vardır, varlıkları, yaşam öyküleri,duruşları kavramların varoluş nedenleri, sembolleridir.. Köy Enstitülü olmak gibi.. Çalışmak yaşam tarzıdır,hatta tutku haline
0
0
Sanat eğitiminden bugün ne anlaşılması gerektiği konusunda görüşlerinizi alabilir miyiz? 21. yüzyılın çağdaş eğitim politikalarında sanatın her geçen gün ne kadar &
0
0