english
Son Yorumlar
Öne Çıkan Yayınlar
Tarihin Derin Kazısı Olarak Sanat ve Duyarlılığın Kesişen Ufku
Yazar: Erkut Sezgin
Çeviri:
Yayın: Cem Yayınevi
Estetik - Modernizmin Tasfiyesi
Yazar: Ali Artun
Çeviri:
Yayın: İletişim Yayınevi
Yazar: Mehmet Yılmaz
Çeviri:
Yayın: Ütopya Yayınevi
Eugenio Recuenco
Fotoğraf
26.05.2012
Röportaj: Eugenio Recuenco     Yazan: Bak Dergisi

Eugenio Recuenco Kimdir? gibi klişelere girmeyeceğim, bir çoğunuz kim olduğunu biliyorken daha fazla bir kesimin bilmiyor olması muhtemel. Sevdiğim şeyler bana özel kalsın isterim, pek de paylaşmayı sevmem ama bu adam çok iyi.

Fotoğraflarını burada yayınlamayacağım kendi sitesinden tadını çıkararak bakabilirsiniz;

http://www.eugeniorecuenco.com/


“Çalışmalarım çok fazla şeyin etkisini taşıyor, bunlardan biri de klasik resimler. Dramatik yapı, tiyatral atmosfer ve ışığın kazandırdığı hacim duygusu.”

Fotoğraf çekmeye, babanıza ait bir makineyle başladığınızı biliyoruz. Görünüşe bakılırsa aileniz sizi fotoğrafçı olmanız yönünde desteklemiş. Çocukluk yıllarınızın sanat yaşamınıza etkileri olduğunu düşünüyor musunuz?

Doğrusu babamın fotoğraf makinesiyle başlamamın sebebi, evdeki tek makinenin o olmasıydı. Ayrıca o yıllarda fotoğraf makineleri, benimki gibi orta halli bir ailenin kolayca alabileceği kadar ucuz değildi. Ailem beni, fotoğraf çekmem veya görsel sanat icra etmem yönünde yüreklendirmedi. Ama şunu da söylemeliyim ki, beni hiçbir zaman başka bir şey yapmam için de zorlamadılar. Bu, İspanya’nın tarihi sürecinde oldukça önemli ve zorlu bir şeydir. Bunun dışında; yaşam tarzımı belirlediğimde bana kayıtsız şartsız destek oldular. Yani 10 puanı hakediyorlar.

2005 yılında, TBWA’in Playstation 2 reklamı için çektiğiniz olağanüstü yaşlı kadın fotoğrafı ile Cannes’da Altın Aslan ödülüne layık görüldünüz. Yine rüya gibi bir kare, yine dramatik ışıklandırmanın müthiş etkisiyle kendimizi bir rönesans tablosuna bakıyormuşuz gibi hissetmemizi sağlayan bir başka eseriniz. Çalışmalarınızın rönesans döneminin etkilerini taşıdığını düşünüyor musunuz?

Çok fazla şeyin etkilerini taşıyorlar, bunlardan biri de klasik resimler. Dramatik yapı, tiyatral atmosfer ve ışığın kazandırdığı hacim duygusu. Fotoğraf stüdyolarının çağdaş karmaşıklığının çok ötesinde bir aydınlatma mantığı. O tabloları dikkatle incelerseniz ışığın çok yalın, ancak aynı zamanda mükemmel olduğunu fark edersiniz.

Üniversitede resim eğitimi aldınız. Fotoğraflarınızı işleme noktasında çizim yeteneğinizden yararlanıyor musunuz?

Başlangıçta fotoğraf işlemelerimi, benim gibi sanat eğitimi almış olan eşimle birlikte yapıyordum. Tabii okulda yapmış olduğum çalışmalar, fotoğraflarımı işleme noktasında bana çok yardımcı oluyor. Özellikle de anatomi derslerindekiler. Orada, işleme sırasında insanların istenmeyen yerlerini ve özürlerini kapatan kişiler vardı. Ayrıca renk konusunda da çalışmalar yapılıyordu. Renkle, bir ressamın çalıştığı gibi çalışırdık. Bu hassasiyetimin sanat okulundan geldiğini söyleyebilirim.

Eşinizin de sizin gibi yetenekli bir sanatçı olduğunu ve fotoğraflarınızın işlenmesinde önemli katkıları bulunduğunu biliyoruz. Bize kendisini daha yakından tanıtır mısınız?

Söylediğim gibi, eşim, fotoğraflarımın çekim sonrasındaki tüm işlerinin sorumluluğunu üstlenen kişi. Tam olarak ne istediğimi konuşmak üzere bir araya geldik ve çalışmaya başladı. Çoğu kez fotoğraflarıma harika katkılar sağladı, kalitelerini arttırmak için çözüm önerileri sundu.

Bir insana kayıtsız şartsız güvenebilmek çok önemli. Çünkü yeni projeler üzerinde çalışmaya başlarken gözünüz arkada kalmıyor. Fotoğraflarımın içinden geçtiği her süreçte yanlarında olmak isterim. Ancak her dakika da değil. Bence fotoğraflarım, eşimin çalışmalarının çok önemli izlerini taşıyor. O harika biri.

Bize iş alışkanlıklarınızdan söz eder misiniz?

İşlerimin, öğrenmek istediğim bilgilerle birlikte gelmesinden hoşlanırım. Sonra bu bilgileri ekibime anlatır, onlarla paylaşırım. Biraz tembel olduğum için bilgileri eksik verebilirim. Bana kalırsa bu sayede onlara düşünmek ve yeni seçenekler yaratmak konusunda özgürlük sağlamış oluyorum. Sahne ile ilgili genel fikirlerimi uygulayıp bana gösterdiklerinde onay veriyorsam işi kaparım.

Tüm bu hazırlıkları kafamızdakini yaratmak için yaparız. Senaryonun bütün detaylarını unutur, yüksek dozda doğaçlamayla, çekeceğimiz karelerden zevk almaya bakarız.

Sinemayla yakından ilgilendiğinizi biliyoruz. Ne tür filmleri ve hangi yönetmenleri görsel bakış açınıza daha yakın buluyorsunuz?

Sinemanın her türünü severim. Benim için “iyi sinema”, bana iyi bir şey veren sinemadır. Tarzını; Tarantino ve Wong Kar Wai arasında gördüğüm bir film projesinin üzerinde çalışıyorum. Ancak yapaylıktan uzak, üstün görsel gücüyle David Lynch’i de çok beğeniyorum.

Sinemayla olduğu kadar film yapımıyla da yakından ilgilisiniz. Nina Ricci parfüm reklamı için çektiğiniz 30 saniyelik film gerçekten harika. Hiç uzun metrajlı bir film çekmeyi düşündünüz mü? Bu gibi projeler için senaryolarınız var mı?

Evet. Söylediğim gibi, şu an çalışma aşaması süren bir hikayem var. Nasıl biteceğini bilmiyorum. Ayrıca Japonca bir kitabın uyarlamasıyla ilgileniyorum. Fakat bunu şimdiden kaybedilmiş bir savaş olarak görüyorum çünkü sinema dünyasında tanıdığım isim veya referans olarak gösterebileceğim çalışmam yok. Dört yıl içinde bunu sağlayacağımı düşünüyorum. Büyük ihtimalle de yurtdışında. Sadece bana ve işlerime güvenen insanlar istiyorum, başka bir şey değil. Bugüne kadar biri 30, biri 45 saniyelik olmak üzere iki reklam filminin yanısıra 2 dakikalık bir de küçük belgesel çektim. Bu yeni dünyanın benim için nasıl olacağını görmek istiyordum.

Hepimiz müşteriler için çalışıyoruz. Talimat metnini okuduğumuzda işle ilgili ilk izlenimlerimiz oluşuyor. Bazen “Harika, bu iş tam bana göre” diyoruz, bazen de “Tanrım, bu korkunç bir fikir!”. Siz hangisini daha sık söylüyorsunuz? Size ikinciyi söyleten ne tür işler oluyor?

İlkini söylediğim işler beni heyecanlandırıyor. Sonraki günlerde ufak tefek şeyler düşünerek heyecanımı koruyorum. İkinciyi söylediğim durumlarda ise işi kabul etmiyorum. Sonraki günlerde bambaşka şeyler düşünüyorum ve müşteriyi ikna etmeye çalışıyorum. Bazıları kabul ediyor, bazıları etmiyor. Ederlerse işi yapıyorum, etmezlerse bir sonraki işe geçiyorum.

Projelerinizde çoğunlukla set tasarımını da siz üstleniyorsunuz. Hiç şüphe yok ki bu durum, sanatçının özgürlüğünü büyük ölçüde arttıran önemli bir ayrıcalık. Bir an için hayal edin… Bir sonraki serginizi açmaya hazırlanıyorsunuz ve sınırsız bir bütçeye sahipsiniz. Serginin gerçekleşeceği ülkeyi, şehri veya salonu kendiniz seçebilir, hatta kendi binanızı bile inşa edebilirsiniz. Nasıl bir etkinliğe imza atardınız?

Fotoğraf ve enstalasyon çalışmalarından oluşur ve İrlanda’nın veya İskoçya’nın plajlarından birinde gerçekleşirdi. Teması ise Titanic olurdu.

Kumların üzerinde duran metal kutular, içinden makine odasını görebileceğimiz teknelerdekilere benzer kare pencereler, kamara ve misafir kamaraları. Fotoğraflar, Titanic’in yolcularının batma anındaki portreleri olacak. Açılış günü fırtınalı bir havaya denk gelecek. Yoğun rüzgarlı ve çok bulutlu…

Bak Dergisi’nin 9. sayısının konusu “Gece”. Bu sözcük size neyi ifade ediyor? Karanlığı düşünürken aklınıza neler geliyor?

Ben karanlığı geceden daha çekici buluyorum. Karanlık denildiğinde ise aklıma ilk bakışta farkedilmeyen bir çılgınlık geliyor.

Karanlık, poponda sivilcelerle ışıklar açıkken sevişmek gibidir

Bak Dergisi röpotajı

Henüz yorum yapılmamış.
Benzer Röportajlar
Serkan Taycan, 'Kabuk' başlıklı fotoğraf sergisinde, kentsel dönüşümde merkez?çevre tartışmalarına dair yeni sorular soruyor. Şehrin çeperinde yükselen binalar,
0
0
Yeni çalışmalarını 'İkililer' başlığıyla sergileyen Ahmet Elhan, "Fotoğraf hem gerçeği söylüyor, hem de içinde yalanlar barındırıyor. Bir fotoğrafla karşı karşıya
0
1
'Full Contact' serisinde beden kullanımına odaklanan Gözde Türkkan, "Çektiğim kişilerin dünyasına girmemeye özen gösterdim" diyor Gözde Tür
0
1
Çerkes Karadağ Kimdir? Tanıyabilir miyiz? Çerkes Karadağ bir vatandaştır ve Çerkes Karadağ bir vatandaş olarak Kars’ta doğdu, 1953 yılında. Ben çok küçü
0
1
2005 yılından beri tüm çalışmalarını takip ettiğim Ali Alışır, fotoğraflarında yaşamın gerçeğini düşlerle buluşturan bir sanatçı benim için. 1978 doğumlu. 1996 yılında Y
0
0