english
Son Yorumlar
Öne Çıkan Yayınlar
Tarihin Derin Kazısı Olarak Sanat ve Duyarlılığın Kesişen Ufku
Yazar: Erkut Sezgin
Çeviri:
Yayın: Cem Yayınevi
Estetik - Modernizmin Tasfiyesi
Yazar: Ali Artun
Çeviri:
Yayın: İletişim Yayınevi
Yazar: Mehmet Yılmaz
Çeviri:
Yayın: Ütopya Yayınevi
Sabri Akça Sergisi
Resim
12.11.2012

Fırça Sanat Galerisinin sahibesi Semra Sancak’ın on parmağında on marifet. Galeri yönetiyor, kurslar açıyor, kendisi sanatla uğraşıyor, röportajlar yapıyor… Sabri Akça ile yaptığı tatlı söyleşisi de Ankara Life mecmuasının Kasım 2012 sayısında yayınlandı.  Bu mecmua aylık çıkıyor ve her Ankaralının edinmesinde yarar olan bir yayın.

Şehirde neler oluyor neler bitiyor, kimler neler yapıyor, sanat ve sosyal hayat nasıl gidiyor…vs.
Ben de ilk olarak söyleşide Sabri Akça’ya sorduğu sorular ve aldığı cevapları  (yanıt demiyeceğim; sevmiyorum; bende yanık kelimesini çağrıştırıyor)  içeren söyleşiyi okudum. Her şeyden önce suluboya deyince akla ilk gelen isimlerden olan Üstadı çok sevdim. Çünkü Beşiktaş takımı taraftarıymış. Beni mesteden tarafı ise bu aidiyetine verdiği önem ve bunu öncelik ve gururla vurgulaması.  Tam bir Beşiktaşlı duruşu. Asalet. Adaletten yana olan, ilerici, fetişist zaferlerle özdeşleşmeyen, siyah ile beyaz renklerin zıtlığından hareketle kendi içinde sentez yapan ama grilik değil de hakikat ışığını gören… Karşılıksız sevgi. Diyelim ki bir ağacı seviyorsunuz. O ağacın da sizi sevmesini bekler misiniz?  O halde sevgi tek taraflı bir şeydir. Beşiktaş sevgisi gibi. Oysa bazı takım taraftarları tuttukları kulübün de kendilerini sevmelerini isterler; kendilerine zaferler, ille de zaferler tattırarak…

 

Üstadın Beşiktaşlılığı resimlerinden de belli oluyor. Beşiktaş takımının simgesi siyah beyaz renklerin  egemen olduğu karlı kış tablolarında bir veya iki  kırmızının kondurulmasıyla bir renk değerlendirmesi yapıyor.  Bu sergisindeki resimlerinde ise kırmızının değerlendirilmesi devam ediyor ama arka planlarda da kırmızılar görüyoruz artık. Zaten siyah ile beyazın hakim olduğu ortamlar ana rahmi gibidir. Yaradılış o potada mutfaklanır ve evrene fırlatılır. Işık ve karanlık. Evrenin iki temel değişmezi. Ying yang gibi. Birbirinin zıttı ama birbirinin çekirdeğini de kendi içlerinde barındıran zıtlık. Her şeyin başlangıç ortamı. Kırmızılara ilaveten bazı resimlerinde kırmızıyla dengelenen yeşil turkuaza da rastladım. Hoş bir rastlantıydı. Sergi bu kez akrilik ağırlıklı. Ve büyükçe ebatta çalışmalar. Suluboyalar da var; daha az ve daha küçük boyutlarda. Ben Sanatçının suluboya dışındaki çalışmalarını ilk defa görüyorum. Akrilik eserleri en az suluboyaları kadar karizmatik. Sanatçı kompozisyona hakim. Özen gösteriyor. Grafik düzen hatasız.  Konuları köyler ve köy kadınları. Daha çok kırmızı kadınlar. Zaten Sanatçı köy ortamının meftunu. Bu özden kaynaklanan bir dürtü. Çünkü Üstad, Köy Enstitüleri eğitimli. Ah o enstitüler kimleri neleri yetiştirdi. Böyle meyve veren değerli bir ağaç kökünden kesilip atıldı. Ülkenin can damarlarında gezen ışık saçan yıldızlardı. Köy Enstitülerini fiilen kuran ve yürümesini sağlayan iki kişi vardır ki… Kahramanlıklarıyla anılır; Hasan Ali Yücel ve Tonguç Baba (İsmail Hakkı Tonguç)… Hasan Ali Yücel, Milli Eğitim Bakanı (şair, çevirmen ve Can Yücel’in babası) ; Tonguç ise ilköğretim genel müdürü idi.  Yıl 1940.  Enstitülerin sloganı  ve çalışma biçimi  ‘iş içinde işle iş için eğitim’ idi. Zeki ve çalışkan ilkokul mezunu çocuklar bu enstitülerde yetiştiriliyor, sonra da köylere giderek öğretmen olarak görev yapıyorlardı.  Analitik ve sorgulamacı düşünce şekli eğitime egemendi. Tonguç Baba Anadolu’yu karış karış dolaştı. Diktiği fidanın gelişmesini haz ve gururla seyretti. Ancak bu kurumlara hemen herkes karşı idi. Ankara bürokratları ‘bunlar yarın öbür gün karşımıza dikilirler’ derken, ağalar ve şeyhler de otoritelerinin sarsılmasından şikayetçiydiler. Bazı yabancı ülkeler de Türkiye’nin bu ses getiren kalkınma hamlesinden huzursuzdular. Bunlara komünist yuvası dendi, kız erkek karışık çalışıyorlar dendi… Sonunda 1946’da Tonguç görevinden alındı. 1948’de Amerikan Marshall Yardımı Türkiye için enstitülerin kapatılmasını ön koşul olarak ileri sürdü. Ve 1954 yılında zaten işlevsiz bir duruma düşürülmüş olan enstitülerin resmen kapatılma işlemi yapıldı. Bu köylerde yetişmiş Mahmut Makal, Fakir Baykurt gibi aydınlarımızın yanısıra birçok değerli aydın ve sanatçılar yetişmiştir. İşte bir emekçi; Sabri Akça…

11 kasım 2012 ankara

9-29kasım2012
fırça sanat galerisi
(Hilal mah. Turan güneş blv.)

Hollanda cad. 685 sok. 7/A Çankaya Ankara Telf..312- 4386008  semrasancak@firçasanatevi.com   www.fircasanatevi.com)

 

Yazan: Monad Balkan,
Henüz yorum yapılmamış.
Benzer Makaleler
Bahçesine ve çiçeklerine tutkun Monet’nin, orada gerçekleştirdiği son dönem çalışmaları ve gözündeki rahatsızlık ile değişen, cesurlaşan yapıtları bu sergide yer alıyor. "İzlenim: G& >>
0
0
(ŞEREF BİGALİ-FİKRET OTYAM-NEVZAT AKORAL-NURİ ABAÇ-ŞADAN BEZEYİŞ-ADNAN ÇOKER-ORHAN PEKER-TURAN EROL-ZEKİ KIRAL-BURHAN DOĞANÇAY-NİHAT TANDOĞAN-ALİ DEMİR-ÖZDEMİR ALTAN-NECDET KALAY-ÖMER KALEŞİ-DURAN KARACA-FETHİ ARDA) >>
0
0
16 ekim-30 kasım 2012 Hoşdere C 122 9 Ayrancı Çankaya Tel:0 312 438 72 75 Fax:0 312 440 59 60 www.ardasanat.com 16 ekim akşamıydı; hava hafif puslu ama davet edici. Kavaklıdere’deki atölyemin hemen önünde >>
0
0
13 ekim-25 kasım 2012 arete sanat galerisi;kerim sefer plaza,turan güneş blv.no.:98 kat:2, Çankaya Ankara 312- 440 0881 info@aretesanat.com   Benim bildiğim Bedri Rahmi Eyüboğlu 1975 yılında vefat etti. Amma o k >>
0
0
‘çizginin ucunda’  desen sergisi 13 ekim – 30 kasım 2012 ‘m1886 galerisi; tepe prime, eskişehir yolu  9km. A/4 ankara; 312-286 0074’ ‘Tepe Prime’ pek modern ve de sosyetik havalı >>
0
0