english
Son Yorumlar
Öne Çıkan Yayınlar
Tarihin Derin Kazısı Olarak Sanat ve Duyarlılığın Kesişen Ufku
Yazar: Erkut Sezgin
Çeviri:
Yayın: Cem Yayınevi
Estetik - Modernizmin Tasfiyesi
Yazar: Ali Artun
Çeviri:
Yayın: İletişim Yayınevi
Yazar: Mehmet Yılmaz
Çeviri:
Yayın: Ütopya Yayınevi
Manzaradan parçalar: Bayram ve kurban afişleri
Grafik/İllüstrasyon
28.10.2012

Günlük hayatta karşımıza çıkan görselleri, içinde yer aldığı bağlamı, beraberinde sürüklediği yan anlamlarla birlikte kurcalamak bilinçlerde meydana gelen değişimleri ölçmek bakımından önemlidir

Gündelik hayatta karşılaştığımız görselleri içinde yer aldığı bağlamı, bir başka deyişle, beraberinde sürüklediği yan anlamlarla birlikte kurcalamak bilinçlerde meydana gelen değişimlerin nabzını tutmak bakımından önemlidir. Burada söz konusu olan yan anlamlar kimi zaman öznelliği kimi zaman da birikimin uzantısındaki algıları ortaya koyarlar.

Algılar ise gidimli dil üzerinden biçimlenen çağrışımsallığı gündeme getirir. Buna göre sözlü ve yazılı yorumlama etkinliği, belli bir iç mantığı gözetme kaydıyla bu çağrışımları derleyip toparlama çabasıdır.

Epey zamandır milli bayramlarla dini bayramlarda yerel yönetimlerin kutlama mesajlarındaki dikkat çekici farklılık üzerine düşünüyordum. Sözgelimi çoğu belediye başkanının veya siyasi partinin "Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun" ifadesinin bulunduğu afişleri şehrin en yoğun bölgelerine astırdığını görürdüm. Aynı belediye başkanının veya siyasi partilerin astırdığı dini bayram kutlama afişlerinde ise "Ramazan/Kurban Bayramınız kutlu olsun" şeklindeki ifadeler dikkatimi çekerdi. İlkindeki mesafesizlikle ikincisindeki mesafe üzerinde düşünürdüm.

Bir Ayna Olarak Afişler
Bu bağlamda yeni iki örnek üzerinde durmak istiyorum. İlki Ergenekon davası kapsamında tutuklu bulunan CHP Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal'ın şehir merkezine astırdığı afişler. Silivri Cezaevi'nde bulunan Haberal'ın kardeşi Osman Haberal, üzerinde ağabeyinin fotoğrafı da bulunan "Kurban Bayramınız mübarek olsun" yazılı afişleri, Gazipaşa ve Acılık Caddeleri ile Soğuksu semtine astırmış.

Gerçeği biraz daha aydınlatmak üzere seçtiğim ikinci örnek ise İstanbul'dan. Bu yıl Arnavutköy Belediyesinin ilçe merkezindeki cadde üzerindeki bilboardlarda yer alan afişlerde hem Kurban Bayramı hem de Cumhuriyet Bayramı için "mesafesiz" bir dilin kullanılmış olması dikkatimi çekti. Afişlerde her iki bayram için "bayramımız" ifadesi kullanılıyordu. Ne var ki mesele sadece bununla sınırlı değil, bu afişlerde altı önemle çizilmesi gereken husus, afişteki sıralamada Cumhuriyet Bayramı'na öncelik tanınmasıdır. Her ne hikmetse Kurban Bayramı önce olmasına karşın afişte Cumhuriyet Bayramından sonra kutlanıyordu. Bu durum esasında, bilinçaltında o güne kadar birikmiş olanın çökeltisinde ortaya çıkan bir "toslama hali" olarak da okunabilir. Şimdilik, bu kutlama sırasının değişmesi mümkün görünmüyor ne yazık ki!

Gelgelelim, ortaya koymaya çalıştığımız manzaranın bizde oluşturduğu çağrışımlar arasında oradan oraya sıçrayıp durmanın bazen ilginç düşüncelere de ebelik yaptığı inkâr edilemez. Sözgelimi birkaç haftadır Fatih'ten Unkapanı'na geçerken zihnimde oluşan izlenimler böyle. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Haşim İşcan ve çevresini günler öncesinden "eren yeri" gibi süslemişti. Tabii burada hemen akla şu sorunun gelmesi ihtimal dahilinde: Acaba yetkililer süsleme etkinliklerinin seküler kutsallığa tekabül edip etmediği üzerinde düşündüler mi? Hiç sanmıyorum.

Bu tespitleri akılda tutarak ilk elde birbiri ile ilgisi olmadığı düşünülebilecek olan kurban "kampanyası" afişlerine dikkat kesilmek de yararlı olabilir. Bu yıl yardım kuruluşlarının yurt içinde ve yurt dışında yaptıkları kurban kampanyalarının dilindeki farklılaşma hemen dikkat çekiyor. Önceki yıllarda "iyilik" vurgusunun öne çıktığı görülürken bu yıl "ibadet" vurgusu belirgin bir biçimde kendini hissettirdi.

Konuyu 2009 yılında ilkin Abdurrahman Arslan gündeme getirmişti. Ardından Ali Bulaç 28 Kasım 2009'da Zaman gazetesinde yazdığı "Kurban İyilik mi?" başlıklı yazısında ele alarak Arslan'ın kurban ibadetinin "iyilik" kavramına indirgenmesinin, Müslümanların kendi dinlerini sekülerleştirmelerinin trajik örneklerinden biri olduğuna ilişkin düşüncelerini yorumlamış ve şöyle demişti: "Tabii ki kurban etini dağıtmak bir "iyilik", yardım ve hayırdır. Ama kurban liaynihi "Allah'a yaklaşmak, teslimiyet ve en değerli olanı feda edebilme göstergesi"dir. Manevi hiyerarşi tersine çevrilirse, dindarlar kendi dinlerini sekülerleştirmiş olurlar. Bir de Türkiye'nin Afrika ve dünyaya siyasi açılımına belli bir mesafeden destekleyici unsur olarak kurbanı dolaşıma sokarsak, kurban hepten ibadet olmaktan çıkar, iyiliğin ve siyasetin enstrümanı haline gelir."

İyilikten İbadete
Aradan geçen üç yıllık zaman diliminde afişlere bariz bir biçimde yansıyan bir farklılaşma dikkat çekiyor. Görebildiğim afişlerde öne çıkan ifadelerden bir kısmı şöyle: Cansuyu Derneği " Kurban Allah'a yakınlaşmak, muhtaçla paylaşmaktır" İmkan Der "Kurban Adanmaktır İbrahim Gibi", Yardımeli "Kurban yakınlaşmadır, paylaşmadır, bayramlaşmadır" İHH "Kurban ibadet, paylaşmak, kardeşliktir" Veren El Derneği "İyiliğe Can Kurban", Deniz Feneri " Kurbanlarınız Yoksulların Bayramı Olsun" Kızılay "Kurban İbadettir" Kimse Yok mu, "Kardeşliğin kapısı kurbanla açılsın!" Tekil bazı girişimlerin afişlerinin ise ayrıca yorumlanmayı hak ettiğini ifade etmeliyim.
Kızılay'ın "Kurban bir bağış değildir, kurban bir ibadettir'' vurgusu yapması bu yılın en dikkat çekici gelişmesiydi. Kızılay başkanı Ahmet Lütfi Akar, Kızılay olarak başlattıkları kurban kampanyasının afişlerinde yer verdikleri ''Kurban bir ibadettir'' sloganı ile kurbandan söz eden ayet-i kerime nedeniyle bazı çevrelerce eleştirildiklerini hatırlatarak şöyle demişti: "Kızılaycılık bir anlamda Allah'ın rızasını kazanmış olmak demektir. Böyle yüce bir amaçla yola çıkmış olan Kızılaycılar öncelikle milletinin manevi hassasiyetlerini de göz önüne almak, milletinin manevi dünyasıyla barışmak zorundadır"

Fazla ayrıntıya girmeden sadece şu kadarını söylemekle yetineceğim: Büyük ihtimalle Kızılay'ın 2009 yılında "iyiliğe" yapmış olduğu vurgunun 2012'de "ibadete" dönüştürmesinin bazı yardım kuruluşlarının kurban afişleri üzerinde etkisinin oldu. 2009 yılındaki kurban afişlerinde şu ifadeler dikkat çekiyordu: Deniz Feneri: "İyilik yolunda kurbanınız olsun", İHH "Kurban, iyiliği yaşatmaktır", Yardımeli, "Kurban, rahmeti paylaşmaktır" ,Kimse Yok mu:"Kurban bağışlarınız için eksik olmayın." Cansuyu: "Kurban Allah'a yakınlaşmak, muhtaçla paylaşmaktır."

Öte yandan afişlerin asıldığı yerin duyarlılıklarına göre esnetildiği de dikkatlerden kaçmıyor. Mesela Fatih'e asılan bir afişte "ibadet" öne çıkarken E 5 yolu üzerine bulunan bir binada "iyilik" öne çıkıyor. Aynı durum gazeteler için de geçerli. Cumhuriyet gazetesi Lösemili Çocuklar Vakfı'nın ilanlarını yayınlarken iktidara yakın gazetelerin hemen bütün yardım kuruluşlarının ilanlarını yayınladıkları dikkat çekti.

Afişlerde yer alan figürlerin, afişle ona bakanlar arasında meydana getirdiği karşılıklı bakış alışverişi de dikkate alınabilir. Afrika'nın daha ön planda olduğu hemen fark ediliyor bütün afişlerde. Afişlerin kurban bağışı üzerinde ne kadar etkili olduğu sorusunun peşinden gidildiğinde yazıların fotoğraflardan daha çok önemsendiği cevabına ulaşılabilir.

Afişler açık olsa da bir bakıma gizli seyir defteridir aslında.

Yazan: Asım Öz,
Henüz yorum yapılmamış.
Benzer Makaleler