english
Son Yorumlar
Öne Çıkan Yayınlar
Tarihin Derin Kazısı Olarak Sanat ve Duyarlılığın Kesişen Ufku
Yazar: Erkut Sezgin
Çeviri:
Yayın: Cem Yayınevi
Estetik - Modernizmin Tasfiyesi
Yazar: Ali Artun
Çeviri:
Yayın: İletişim Yayınevi
Yazar: Mehmet Yılmaz
Çeviri:
Yayın: Ütopya Yayınevi
Bankalar Sanattan Ne İstiyor: Ekonomik Krizin Can Simidi Olarak Sanat
Genel
14.07.2012

Devam eden borç krizine rağmen, Avrupa bankaları Deutsche Bank ve UBS, sanat fuarlarının sponsorluğunu üstlenmekten vazgeçmiyor. Son haberlere göre, 2013’ten itibaren Art Basel Hong Kong’un sponsoru, Art Basel’in mutat destekçisi UBS değil, Deutsche Bank olacak. UBS, 1994’ten beri sponsorluğunu üstlendiği Art Basel markasıyla özdeşleşmiş durumda (Art Basel’in Miami Beach kolunun sponsorluğunu da 2002’de başladığından beri UBS üstleniyor). Deutsche Bank ise, adını Frieze Sanat Fuarı’yla özdeşleştirdi; 2004’ten beri fuarın Londra kolunun sponsorluğunu üstleniyor, son dönemde Frieze New York ve Frieze Masters fuarlarını da portföyüne ekledi. Deutsche Bank, Art Basel tarafından satın alınmadan önce 2010-2012  arasında Hong Kong Sanat Fuarı’nın sponsorluğunu üstlenmişti.

Bankacılar bu yıl Art Basel’de tam kadro mevcutlar. Fuarın ana sponsoru UBS, Art Unlimited sergisinde yaklaşık 100 müşterisine yemek veriyor. Deutsche Bank da, Frieze New York etkinliği sırasında Whitney Müzesi’nde bir yemek daveti vermiş, New York Belediye Başkanı Michael Bloomberg davette bir konuşma yapmıştı. Bankanın koleksiyonunun küratörü Alistair Hicks şöyle diyor: “Fuarlar müşterileri eğlendirmek ve yaptığımız işi tanıtmak için çok iyi bir fırsat.” UBS Sanat Koleksiyonu’nun yöneticisi Irene Zortea ise şöyle diyor: “[Art Basel] sayesinde, sanatla ilgilenen müşterilerimize bir şeyler verebiliyoruz.”

2011 yılı sonunda bankacılık dünyasında çok sık yapılan bir espri vardı: Bu yıl içinde UBS’in sanat koleksiyonunun, bankacılık faaliyetlerinden daha fazla gelir sağladığı söyleniyordu. Kesin rakamlar asla açıklanmadı (UBS elindeki koleksiyonun değerini açıklamıyor), ama bankanın net kârı 2011’de %45’e düşmüşken, yaklaşık 35 bin çağdaş sanat eserinden oluşan koleksiyonunun çok daha fazla gelir getirdiğine kuşku yok.

Bankaların sanat koleksiyonları yabana atılır gibi değil. Deutsche Bank’ın, tarihleri 1960’lardan başlayıp günümüze kadar gelen, fotoğraf da dahil toplam 60 bin eseri var – yani dünyanın en büyük çağdaş sanat koleksiyonuna sahip. UBS’in koleksiyonundaki eserlerin sayısı ise bunun yaklaşık yarısı kadar ve banka, teşhir edilebilir olmak koşuluyla, medya eserlerini de satın alıyor. Her iki şirket de (fiyatları daha ucuz olan) yükselen sanatçılara odaklansa da, başka bankaların elindeki eserleri satın alarak genişlettikleri koleksiyonlarında çok önemli eserler mevcut. UBS koleksiyonunda Roy Lichtenstein, Willem de Kooning, Chuck Close, Julian Schnabel ve Damien Hirst gibi, küratörünün “birinci sınıf” diye tarif ettiği sanatçıların eserleri yer alıyor. 1970’lerden beri savaş sonrası sanat eserlerini toplayan Deutsche Bank’ın elinde ise, Gerhard Richter’in 1991 tarihli Betty’si, ayrıca Neo Rauch, Damien Hirst, Anish Kapoor ve Andy Warhol gibi sanatçıların eserleri var. Her iki banka da dünya çapındaki yaklaşık 900 şubesine eser dağıtıyor ve UBS’in elindeki eserler dünyanın farklı yerlerindeki müzelere ödünç veriliyor.


Deutsche Bank Londra’da Anish Kapoor ve Damien Hirst


Bankalar için sanat, özel servet sahibi müşterileri kazanmada ve ellerinde tutmada çok önemli bir rol oynuyor (yüksek gelir diliminden olan müşteriler tipik olarak 5 milyon doların üzerinde yatırılabilir mal varlığına sahipler; ultra yüksek gelir dilimindekiler içinse bu tutar 50 milyon doların üzerinde). Bankaları, gayri menkul, hisse senedi ve fon gibi daha geleneksel varlıklar için veya gayri menkul planlaması gibi amaçlarla kullanan müşteriler, genelde sanat piyasasında da faaller – veya bir akrabaları öldüğünde eser sahibi oluyorlar. Bankalar kendilerini, normalde düzenleme düzeyinin düşük olduğu bir piyasadaki uzmanlar olarak konumlandırıyorlar: Örneğin, nakliye, koruma ve tespit konularında danışmanlık hizmeti veriyorlar.

Özel servet sahibi müşterilerden gelen işler bankalar için giderek daha fazla önem arz etmeye başladı, zira 2008’deki krizden sonra şirket birleşmeleri ve şirket alımları gibi gelir getirici diğer faaliyetleri sona erdi (ya da ciddi ölçüde azaldı). Bu arada, Asya ve Güney Amerika başta olmak üzere, özel servet artmaya devam etti. Deutsche Bank’ın, 2010 yılında Lüksemburg merkezli bir varlık yönetimi şirketi olan Sal Oppenheim’ı 1 milyar avro karşılığında satın alması, özel varlık yönetimine verdiği önemin kanıtı.

Yağlı Kapı

Fuarlarda düzenlenen lüks davetler ve eğlenceler müşterilere cazip gelse de, bunlar gelir üretecek somut birer kaynak değil – ki bir bankanın asıl derdi budur. Bazı finans kurumlarının, sanat alanına taşıdıkları uzmanlıklarını kâra dönüştürmek konusunda stratejiler geliştirdikleri anlaşılıyor. Bu stratejilerden biri de, sanat eseri karşılığı kredi vermek: bankalar için doğrudan para kazanmanın bir yolu da bu.

Deutsche Bank’ın Özel Varlık Yönetimi şeflerinden Michael Darriba şöyle diyor: “Sanat genelde, [sahipleri açısından], mal varlığının hiçbir gelir üretmeyen büyük bir kısmını oluşturmaktadır. Bu parayı serbestleştirmek, [sanat piyasası dışındaki] başka fırsatlar için kullanılmasını sağlar.” Citi Private Bank’in sanat finansmanı yöneticisi Suzanne Gyorgy ise, “insanlar artık mal varlıklarını nakit karşılığı teminat olarak kullanıyorlar” diyor. Citi Bank’in sanat danışmanlığı bölümü 20 yıldan uzun süredir sanat eseri karşılığı kredi veriyor. Genelde bir eserin değerinin yüzde 50’sine kadar kredi veriliyor (bu da, sözgelimi mülk karşılığı krediyle kıyaslandığında, bankaların riskini kayda değer ölçüde azaltıyor).

Ekonomik gerilemenin, bankalara, müşterilerinin mal varlıklarını nakte çevirmesinden veya mal satın almalarından bağımsız olarak yarar sağladığı da anlaşılıyor. Nakit ihtiyacı olan müşteriler için, sanat eseri karşılığı borç almak veya bir eserin elden çıkarılması konusunda danışmanlık hizmeti almak yararlı bir çözüm oluyor. Daha geleneksel alanlardaki yatırım fırsatlarını tüketenler için de, sanat eseri alımı hayli rağbet görüyor. Ekonomik krizden bu yana yüksek gelir dilimindeki müşterilerin sanat yatırımları, mülk ve nakte oranla bir hayli arttı.

Bu dinamikten yararlanmak isteyen bankalar sadece fuarlara sponsor olan veya büyük sanat koleksiyonları oluşturan bankalarla sınırlı değil. Barclays’in varlık ve yatırım yönetimi ekibinden Daniel Ross, bankanın “sanat piyasası ile özel bankacılık arasındaki kesişmenin farkında olduğunu” söylüyor. Bankanın yatırım yönetimi departmanının koleksiyonunda modern Britanya sanatçılarının eserleri yer alıyor ve Barclays, vergi ve gayri menkul planlaması konusundaki uzmanlığını sanata ve eser karşılığı krediye yaymayı hedefliyor. Daniel Ross, “bankalar bugün dört elle sanata sarılmış vaziyette,” diyor. Sanatın açtığı yağlı kapının önünde kuyruğa giren diğer bankalar arasında, 2009’da bir sanat danışmanlığı şirketiyle ortak olan Société Générale Private Banking, ve geçen sene bir sanat danışmanlığı şubesi açan Almanya’daki Germany’s Berenberg Bank bulunuyor.

Kıymetli tavsiyeler

Sanat piyasası yükselirken, sanat hizmetlerini genişleten şirketler de bankalarla sınırlı kalmıyor; servet sahiplerine sanat danışmanlığı hizmeti veren şirketlerin yıldızı parlıyor. Fakat New York’ta çalışan bağımsız sanat danışmanı Lisa Schiff’e göre bankalar kendisine rakip değil: “Ben sürekli sahalardayım ve bankalardan kimseye rastlamıyorum. Tahminimce, onların yaptıkları iş daha ziyade yatırıma dönük ve ekonomik gerilemeden etkilenmeyecek, birinci sınıf eserlerle ilgileniyorlar.” Schiff, bazı galerilerin müzayede evleriyle boy ölçüşen dev işletmelere dönüşmesiyle birlikte, sanat piyasasının eğiliminin bu yöne kaydığını ekliyor.

Sanat dünyasında bankaların yeniden sanat fonları kuracakları söylentisi de dolaşıyor, gerçi bu şimdilik UBS’in ve Deutsche Bank’ın gündeminde değil. Bankacılar, 2004’te bir sanat fonu oluşturup, ertesi yıl piyasadan tümden çekilmek zorunda kalan ABN Amro Bank örneğinden hareketle bu konuda tedbirli olacaklardır. Fakat Daniel Ross, “bankalar, ilerde gelir sağlayacağına inanmasalar sanata bu kadar yatırım yapmazlardı,” diyor. Lisa Schiff de hemfikir: “Bundan bir 10 veya 20 yıl sonra, bankaların sanat danışmanlığı ekipleri büsbütün serpilip geliştiğinde, sanat dünyasının hali çok ilginç olabilir.”


Art Newspaper’daki yazıdan kısaltılarak çevrildi: www.theartnewspaper.com

Çeviri: Elçin Gen / e-skop.com

Henüz yorum yapılmamış.
Benzer Makaleler
Sanat Yapım Galerisi otuzuncu kuruluş yıldönümünü bir karma sergiyle kutladı. Kutlama çok kalabalık bir topluluğun katılımıyla oldu. Açılış konuşmaları yapıldı. Galerinin sahibi fotoğraf sanatçısı İbrahim D >>
0
0
İstanbul’a her gidişimde, o derin tarihi dokusunun bilicimde yarattığı yankılanmalar ve yüreğimi taşkınlıklara sürükleyen doğal güzellikler yanında, içimi sızlatan görüntülerle de karşılaştığımı s&ou >>
0
0
Öyle bir dünya düşünün ki, galeri, koleksiyoner, eleştiri kurumu, küratör hatta sanatçının da üst sınıflardan ve burjuvaziden oluştuğu bir dünya olsun. Galeri ve koleksiyonerin sınıfsal köke >>
0
0
Her yıl en az bir kez olsun geçerdim o yoldan, havalimanına gidip gelirken. Yol boyu dikilmiş binalara bakardım. Gerisindeki bilinmezliği bilmezdim. Ankara'nın kuzey-doğusunda bir yerdi Pursaklar, uzakta bir yer. Orada kim yaşar, orad >>
0
0
Müzeler, tarihte esin perilerinin mekanı olarak anılırdı. Şimdi ise sanatın koruyucusu mitinden uzaklaşıp, kültür endüstrisinin bir unsuru olarak algılanır hale gelmiştir. Bu algılayış ise birçok oluşumu ve kavramı tekra >>
0
0