english
Son Yorumlar
tuğba yıldızhan
bence yanılma payı yüksek , Mona Lisa o dönmein güzellik anlayışına uygun ö...
Toprak
Pera yine çok güzel bir sergi getirmiş, teşekkürler.......
Öne Çıkan Yayınlar
Tarihin Derin Kazısı Olarak Sanat ve Duyarlılığın Kesişen Ufku
Yazar: Erkut Sezgin
Çeviri:
Yayın: Cem Yayınevi
Estetik - Modernizmin Tasfiyesi
Yazar: Ali Artun
Çeviri:
Yayın: İletişim Yayınevi
Yazar: Mehmet Yılmaz
Çeviri:
Yayın: Ütopya Yayınevi
Bir 'Kaşık' Sürmene!
Film
01.07.2012

Sürmene Lisesi'nde resim öğretmenliği yapan Hakan Sümer'in yazıp yönettiği 'Kaşık' filmi, Balkan Savaşları'nın sofralardan eksilttiği 'kaşık'ları ve geride kalanlar üzerindeki izleri anlatıyor. Sürmene halkının yanı sıra Sümer'in öğrencileri de film ekibinin önemli birer parçası.

Kaşık, bir sinema filmi. Ama nasıl derler, bildiğiniz sinema filmlerinden değil. Hem bütçesi, hem teknik imkânları hem de oyuncu profiliyle, hevesi rahatlıkla emeğe tahvil edebileceğimiz bir çabanın ürünü. Filmin başlangıç bölümünde de yazdığı gibi Sürmene Lisesi Film Ekibi'nin bir ürünü.

Filmin senaryosu, kurgusu ve yönetmenliği Hakan Sümer'e ait. Hakan Sümer, Sürmene Lisesi'nde resim öğretmenliği yapıyor. Yayın dünyasıyla hemhâl olanlar, bu ismi hemen hatırlayacaktır. Daha birkaç yıl öncesine kadar, öğrencileriyle birlikte 'Tekne' isimli bir dergi çıkaran Sümer, yerel kültür ile sanatı aynı potada eritip güzel işlere imza atmıştı.

'Kaşık', geçtiğimiz çarşamba Sürmene Halk Eğitim Merkezi'nde gösterildi. Film ekibiyle birlikte, filme emeği geçen halk da oradaydı. 1912 yılında Osmanlı Devleti'nin cepheden cepheye sürüklendiği yıllarda geçiyor hikâye. Sürmene'nin bir köyünde yaşayan Harun ve ailesinin yer sofrasındaki görüntüleriyle başlıyor film. Harun'un babası Balkan cephelerinden birine gideceği için sofradaki herkesin yüzü asık. Babanın dilindeki "Üzülmeyin bu kadar, sadece sofradan bir kaşık eksilecek" repliği, aslında o dönemin özetidir. Sofradan sadece bir 'kaşık' eksilmeyeceğinin farkında herkes.

SOFRALARDAN EKSİLEN 'KAŞIK'LAR

Ertesi gün, kayıkla önce İstanbul'a gidecek olan baba, erkenden yola çıkar ve azığını evde unutur. Azığı ulaştırma görevi ise babasının yola çıkışından haberdar edilmeyen Harun'a kalır. Harun, Karadeniz'in sarp yollarında babasına yetişmek için koşarken kaşığı düşürür. Mahcup bir şekilde karşısına çıktığı babası ona bir çakı verir ve "Sen bununla kaşık yapmayı öğrenip onu sofraya koyduğun zaman ben dönmüş olacağım." der. Bu sözler üzerine Harun, babasını uğurlar uğurlamaz kaşık yapma işine girişir ve zamanla bu işin ehli olur. Yıllar geçer, Harun'un yaptığı kaşık sayısı artar, fakat babası bir türlü dönmez. Daha da acısı, yaşı ilerledikçe Harun babasının yüzünü hatırlayamaz olur. Hafızasının bir köşesinde babasına dair kalan tek şey, gözlerinin mavi rengidir.

Babası gelmeden, muhâcirliğe çıkmaya direnen Harun'u oynayan Halil İbrahim Helvacı'nın, Harun'un ablası olarak evin bütün yükünü çeken Sare'yi oynayan Elif Bulut'un ve Parthena adlı Rum kızını oynayan Ebru Akduman'ın isimlerini bir kenara not etmekte fayda var. Bu üç lise öğrencisi, ilerleyen yıllarda adından söz ettirecek gibi. Umarım yanılmam. Tam da sözün burasında, 'Kaşık'ın sadece lise öğrencileriyle yürüyen bir film olmadığını belirtmek gerekiyor. Öğrencilerin başarısı ne kadar önemliyse, Sürmene halkının başarısı da o denli önemli zirâ. Özellikle kayıkçıların ve köy halkının, hiçbir suflöre ihtiyaç duymadan, günlük konuşma diliyle, rollerinin hakkını vermeleri takdire şayan.

'Kaşık', giriş bölümünde de zikretmeye çalıştığım gibi, hiçbir sinema eğitimi almamış bir ekibin kotardığı yapım olması sebebiyle kendi doğal mecrası içinde akıp giden bir nehir. Filmin, bundan sonraki süreci hakkında bir öngörüye sahip değilim elbette.

Hâsılı kelâm, aynı zamanda iyi bir fotoğraf sanatçısı olan Hakan Sümer, 1910'lu yıllarda, Osmanlı coğrafyasının herhangi bir köşesinde karşılaşılabilecek bir durumu, hâlen nefes alıp verdiği topraklar üzerinde inşâ ederek, bu sefer sinema yoluyla basıyor deklanşöre. Karikatür, fotoğraf, grafik, dergicilik ve son olarak sinema ile Sürmene Lisesi'nin kapılarını sonuna kadar halka açan Hakan Sümer'i ve sonraki nesil öğrencilerini sürekli bir koşunun içinde bulacağa benziyoruz. Kaşık'ı, yurtiçindeki festivallerin bu yılki programlarında görmeyi murad ettiğimizi belirterek yolları daima açık olsun diyelim.

Zaman

Henüz yorum yapılmamış.
Benzer Haberler
Documentarist'in ilk ya da ikinci filmini çeken belgeselcilere verdiği Johan van der Keuken Ödülü'nü Bülent Öztürk'ün Van depremi üzerine çektiği “Beklemek” belgese
0
0
Ayrıntılar için afişe tıklayın.
0
0
Agora Kitaplığı'ndan iki yeni sinema kitabı daha çıkıyor: Öteki'nin Sinemaları ve Amatör Kamera Gerçekçiliği Türkçe sinema kitaplığına önemli bir katkı yapan Agora Kitaplığı, iki yeni sin
0
0
Ünlü aktör Antonio Banderas, Carlos Saura'nın 33 Dias (33 Gün) isimli yeni projesine ünlü ressam Pablo Picasso rolüyle dahil oldu Ünlü aktör Antonio Banderas, İspanyol ve dünya sinemas
0
0