english
İlkeler Elemanlar
Plastik Sanat Elemanları
Biçim-Şekil Çizgi Değer-Valör Doku Mekân Nokta Renk
Valör, açık ve koyu tonlar arasındaki ilişki demektir. Aynı zamanda ton derecelerini de ifade eder. Açık-koyu ve valör, resimde üçüncü boyut, yani derinlik etkisi elde etmek için kullanılan elemanlardır. Açık-koyu ve valörü meydana getiren ışıktır (Erdem, 2005:10). Çellek'e (2006) göre nesnenin ışığı yansıtma derecesine değer denir. Buna göre portakal limondan daha az değerlidir. Çünkü portakal sarıdan daha az ışıklıdır. Doğal olarak bir açıklık - koyuluk durumu vardır. Ama rengi beyaz - siyah gibi renklerle karıştırılarak renkliliğini bozmadan yapılan renk değerlerine dayanan bir uygulamada, doğal koyu - açık boyanın genel renksel niteliği ve dolayısıyla şiddeti yanında etkisini yitirir. Böyle bir uygulamada algılanan şey renktir. Doğa; valör, renk, şekil ve bunların sonsuz varyasyonlarıyla girift kombinasyonlar oluşturur. Doğada formlar, mekân içinde, valörler ve renklerle birbirine bağlıdır. Doğa, rengin sınırsız nüansları ve tonlarıyla örtülüdür. Bir an için rengin olmadığını düşünürsek, geriye valör kalır (Bigalı, 1976:274). Bir resmin değer kurgusu yada tonlaması öncelikli önem taşır. O konuya ya da kompozisyona bakmaksızın duygusal reaksiyonu hemen meydana getiren, alınan ilk izlenimdir. İnsan ışığa karşı oldukça ilkel bir tavır ile reaksiyon verir ve bu reaksiyon, aynı değer ve tonlamaya sahip bir resim için de, boş bir tuval için de benzerdir. Her iki örnekte de göze yansıyan ışığın yoğunluğu, duygusal cevabı belirler (Graves, 1951). Bigalı'ya (1976) göre valör, bir parçanın, bir detayın, karanlık-aydınlık açısından öteki bir parça ya da detayla ilişki anlamını içine alır. Ton derecelerinin değer kavramı olan valör; çizgi, renk, doku ve şekil gibi, plastik elemanların aktif durumlarına zarar vermeden, resmin birlik ve bütünlüğünün korunmasında ve aynı zamanda saf olarak da, gerekli yerde kendini de koruyarak, en yüksek hareket ve kontrast durumu yansıtır. Graves'e (1951) göre valör; güneşin yükselişiyle olan aydınlıkla batmasıyla oluşan karanlığın karışımı aşamalarından oluşur. Mavi gökyüzünden güneşin doğarak çizdiği yay, renk, ton ve kroma olarak açıktan soğuk maviye doğru gelişen bir, ardışıklıktır. Bütün doğal dairelerde, ayın büyüme ve küçülmesinde dalgaların yükselme ve alçalmasında belirli zaman dilimlerinde, derecelenme ardışıklığı değişik biçimlerde betimlenir. Derecelenme bitki ve hayvan yaşama örneğinde doğumdan ölüme kadar sıra sıra ve geçişli sekmeleriyle belirlenir. Renklerin farklı kullanımlarının yanı sıra, herhangi bir rengin değişik tonlarda kullanılması da tasarda önemli rol oynar. Çünkü herhangi bir renk değişik değerlerde (ton değeri) kullanılırsa, renk etkisinde değişiklik meydana gelir. Bu değişiklik bir ilgi çekicilik doğurduğundan, renk etkisine tonlar yardımı ile yeni bir olanak katılmış olur. Bundan dolayıdır ki değer bir tasarım öğesi olarak kendine has önemli bir görev yapar (Güngör, 1972:37). Tonlama, zıt uçların benzer veya uyumlu kısımlarla birleştirildiği ardışıklıktır. Tonlama bu nedenle zıtlığın ve uyumun özel bir birleşimidir. Ton çubuğu, extreme zıtlıklar olan siyah ve beyazın birbirini takip eden uyumlu ve benzer grilerle birleştiği tonlamayı betimler. Bütün ölçütler değişik derecelendirmenin tonlamanın değişik formlarıdır. Çünkü her ölçüt bir diğerini takip eden derece aşamasını içerir(Graves, 1951). Valör; en şiddetli kontrast durumunu yaratırken, sınırlı yüzeyin boş ve dolu alanlarının piktural denge ve hareket unsuru olur. Bir resim; çizgilerin, valörlerin, şekillerin, renklerin yarattığı yüzeylerin, armonik kombinasyonudur. İki temel unsur olan valör ve renk, tablonun kompozisyon elemanlarıdır. Siyah-beyaz değerlerden, bir mekanda aktif öncelik tanınan hangisi ise, tablo onun kompozisyonu olur: Işık, karanlık ya da renk (Bigalı, 1976:275). 1- Karanlık kompoze edilecek olursa; Konuda ilgi duyulan, lokal, şekil yada motif (konunun hepsi olabilir) karanlık görünmelidir. Konunun, bizim için enteresan gördüğümüz tarafını karartmak ve karartılan lekeye form kazandırmak, lekenin gereğini yapmak demektir. Bununla birlikte, karanlığa yeter derecede aralarla aydınlık pırıltılar bırakmak, hareket yaratır. Geri kalan bölgelerin üzerini, yarım aydınlık bir sis perdesiyle kapamak, anlayışı tamamlayacaktır. 2- Bir sınırlı yüzeyde, ışık kompoze edildiğinde de; karanlığın organizasyonunda nasıl bir yöntem tutulmuş ise, bunun tam zıttı, uygulama sahasına konulacaktır. 3- Kompozisyonda rengi ön plana almak için , belirginlik kazandırılan önemsenen bölge, şekil ya da parçanın rengi; ton bakımından şiddetli olmalıdır. Bu bölge, renk ya da valör ne olursa olsun, resmin başlama yüzeyi olur. Renk formuna göre, öteki bütün valör ve renklerin formları bu eksene doğru yönlendirilir. Bu genel kavramlar ötesinde eser, artistin özellikleriyle birleşip, yetkin bir biçim alır. Valörlerin estetik ve stil bakımından, karakteristik bir havaya bürünmesi, artistin kişiliğini yansıtır.